Herkesin doğduğu andan itibaren yaşam hakkı vardır. Yaşam hakkı kişinin en temel hakkıdır.  Bir kişi herhangi başka bir kişiyi öldürerek yani o kişinin hayatına son vererek onun yaşam hakkını ihlal etmektedir. Kasten adam öldürme suçunun temel şekli Türk Ceza Kanunu 81. maddesinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemeyle, kişinin yaşam hakkına verilen önem vurgulanmıştır.

Kasten Adam Öldürme Suçunda Doğrudan Kast ve Olası Kast Kavramı

Doğrudan kast kavramı kanunumuzda bilmek ve istemek eylemlerinin bir arada bulunması şeklinde belirtilmiştir. Bir kişi karşıdaki kişinin o hareket sonucunda öleceğini biliyor ve ölmesini de istiyor ise burada doğrudan kasttan söz ederiz çünkü bilme ve isteme bir araya gelmiştir. Ancak bir şahıs, söz konusu kişi veya kişilerin öleceğini veya ölebileceklerini biliyor ve böyle bir neticeyi de kabulleniyorsa burada olası kast vardır. Örneğin bir kişi diğer bir kişiyi öldürmek için onun bulunduğu uçağı düşürmeye kalkarsa uçak içinde bulunan diğer yolcuların da öleceğini bileceğinden bunu kabullenmiş ve diğer yolcuları olası kastla öldürme suçu işlemiş olur.

Kasten Öldürme

Bir insanı kasten öldüren kişi, müebbet hapis cezası ile cezalandırılır.

Kasten Öldürmenin Nitelikli Halleri

Kasten öldürme suçunun;
  1. a) Tasarlayarak,
  2. b) Canavarca hisle veya eziyet çektirerek,
  3. c) Yangın, su baskını, tahrip, batırma veya bombalama ya da nükleer, biyolojik veya kimyasal silah kullanmak suretiyle,
  4. d) Üstsoy veya altsoydan birine ya da eş veya kardeşe karşı,
  5. e) Çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,
  6. f) Gebe olduğu bilinen kadına karşı,
  7. g) Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle,
  8. h) Bir suçu gizlemek, delillerini ortadan kaldırmak veya işlenmesini kolaylaştırmakya da yakalanmamak amacıyla,(1)
  9. i)(Ek:29/6/2005 – 5377/9 md.)Bir suçu işleyememekten dolayı duyduğu infialle,
  10. j) Kan gütme saikiyle,(2)
  11. k) Töre saikiyle,(2)
            İşlenmesi halinde, kişi ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılır.

Katen Adam Öldürme İle İlgili Yargıtay Kararları

CGK. 17.10.2006, 2006/1-158-2006/212

Sanık ve katılan arasında önceye dayalı husumet bulunduğu, olay günü de bu nedenle
katılan Türkan’ın, yanında akrabalarıyla birlikte sanığın işlettiği dükkâna geldiği ve aralarında başlayan
tartışma sırasında sanığın, dükkânda bulunan ruhsatsız silahı ile katılana ateş ederek onu, Adli Tıp
Kurumu raporunda belirtildiği üzere, batında sol kasıktan giren ve ince bağırsak yaralanmasına
neden olup sağ femur üst yanından çıkan mermi ile yaraladığı, katılanın bu yaralanma nedeni ile
ameliyat edilerek kurtarıldığı ve hayati tehlike geçirdiği anlaşılmaktadır. Taraflar arasında eskiden
süregelen anlaşmazlık bulunması, sanığın, dükkân içerisinde yakın mesafeden, öldürme sonucunu
almaya elverişli ateşli silah ile önce havaya birden fazla kez, sonra da hayati organlarının da
bulunduğu bölgeye ateş ederek katliam hayati tehlike geçirecek şekilde yaraladığı nazara alındığında,
eylemin adam öldürmeye kalkışma olarak kabul ve takdirinde zorunluluk bulunmaktadır. Yerel
Mahkemece kanıtların yanlış değerlendirilmesi ve dosya kapsamına uymayan gerekçeler ve kabulle,
mermi isabet eden yerin hayati önem taşımadığından bahisle eylemin, yaralama olarak tavsifiyle
direnme kararı verilmesi ve hüküm tesisi isabetsizdir.
Bu itibarla isabetsiz olan Yerel Mahkeme direnme hükmünün bozulmasına karar
verilmelidir

1.CD. 23.2.2009,9022/816

Sanık Ufuk’un cezaevine girmeden önce Yeliz’le birlikte yaşadığı, Ufuk cezaevinde iken Yeliz’in, Torbalı ilçesindeki annesinin yanında kalmaya başladığı, Ufuk’un tahliye olmasının ardından Yeliz’le tekrar birlikte olmak istediği, ancak Yeliz’in bu isteği kabul etmediği, 18.102.00t5arihinde Torbalı ilçesine giden sanık Ufuk’un, içinde Yeliz ve arkadaşı olan Zekeriya’nm bulunduğu arabaya beş defa ateş ettiği, mermilerin tamamının arabaya isabet ettiği, Zekeriya’nm arabayı süratlendirerek olay yerinden uzaklaşırken Ufuk’un arabanın arkasından atışlarına devam ettiği, bu saldırıdan Yeliz’in yara almadan kurtulduğu, Zekeriya’nm ise kolundan ve uyluk bölgesinden isabet eden mermilerle yaralandığı, bu olay nedeniyle tutuklanmayan sanık Ufuk’un, 22.102.00ta5rihinde tekrar Yeliz’le konuştuğu, Yeliz’in sanıkla barıştığı, önceki eylemlerini bağışladığı ve ilişkilerini sürdürme kararı verdiği anlaşılacak şekilde sanığı ve yanındaki kızı Şeyda’yı, Torbalıdaki evine kabul ettiği, evde Yeliz, annesi Ümmi ve kardeşi Filiz ile oturdukları, sanığın silahını gören Yeliz’in kardeşi Filiz’in, önceki olayların etkisi ile polisi aradığı, eve gelen polislere Yeliz’in “evde erkek arkadaşı olduğunu, kız kardeşinin kendilerini yanlışlıkla aradığını, bir sorun olmadığını” söylediği, polis memurlarının sanıkla da konuştukları ve bir sorun olmadığı kanaatiyle evden ayrıldıkları, sonrasında sanık Ufuk’la Yeliz’in yan odada birlikte oldukları, sanık Ufuk’un odadan çıkması üzerine Yeliz’in, Ufuk’a ait tabancayı alarak Ufuk’a doğrultup 2 defa ateş ettiği, batından ve sağ el bileğinden giren mermilerle Ufuk’un yaralandığı, Ufuk’un, annesi Ümmü’ye ve kız kardeşi Filiz’e sarılması, Yeliz’in elinden silahı almaya çalışması neticesinde Yeliz’in eylemini tamamlayamadan elindeki tabancayı attığı, yerdeki silahı sanık Ufuk’tan önce Filiz’in aldığı, bulundukları odadan dışarı çıktıkları, eve gelen polislerin el koyduğu olayda;
a) Sanık Ufuk’un, 18.10.2005 tarihli olayda mağdurlar Yeliz ve Zekeriya’nın içinde bulunduğu arabaya ateş etmesi eyleminde, atış sayısı, isabet yerleri, Zekeriya’nm arabayı hızlandırarak olay yerinden ayrılmış olması, sanığın arabanın arkasından da atışlarına devam etmesi müdahil sanık Yeliz’in 22.10.2005 tarihli olayda, Ufuk’un hayati bölgelerini hedef alarak iki el ateş etmesi, sonrasında Ufuk’un direnmesi ve silahı almaya çalışması, Yeliz’in annesi ve kız kardeşine sarılması sonucu eylemin tamamlanamadığı hususları dikkate alındığında, sanıkların ortaya çıkan kasıtlarının öldürmeye yönelik olduğu anlaşıldığı halde, öldürmeye teşebbüs yerine yazılı şekilde kasten
yaralama suçlarından karar verilmesi, b) Sanık Ufuk’un, İzmir 1. Ağır Ceza Mahkemesinin
13.07.1998, 104/267 sayılı ilamı ile kesinleşen mahkûmiyet hükmünün yanında, İzmir 3 Ağır Ceza Mahkemesinin 03.06.1996 tarih 373/96 sayılı ilamı ile kesinleşen hükmün, tekerrüre esas olduğu gözetilmeden, 5237 sayılı TCK’nun 58. maddesinin tatbik edilmemesi,
c) 5237 sayılı TCK nun 53. maddesi uyarınca belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılan sanıklar hakkında velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından getirilen kısıtlamanın 53/3 fıkrası uyarınca şartla tahliye tarihine kadar geçerli olduğunun hüküm fıkrasında gösterilmemesi,
Kabule göre de ;
aa) Sanık Yeliz’in, 22.10.2005 tarihinde sanık Ufuk’la telefonda görüşerek evine davet etmesi, sanığı, kızı Şeyda ile evine kabul ederek ağırlaması, eve gelen polislere herhangi bir sorun olmadığını söylemesi nedeniyle sanıkla barıştığı, affettiği dikkate alınmadan, gerekçesi de gösterilmeden haksız tahrik indirimi uygulanması,
bb) Kasten Öldürmeye Teşebbüs suçlarından kamu davası açıldığı halde, sanığa ek savunma hakkı verilmeden kasten Yalama suçundan hüküm kurulması suretiyle CMK.nun 226 maddesine aykırı davranması

 1. CD.
13.2.2009,2007/8066-2009/577

Oluşa ve dosya içeriğine göre; maktulün kız arkadaşı tanık Meral ile sanıklardan Bilal’in arkadaşı tanık Mürvet’in aynı gazinoda çalıştıkları, Mürvet ile Meral’in arasında anlaşmazlık çıktığı, bu durumu Mürvet’in sanık Bilal’e anlattığı ve olaydan birkaç gün önce Merakin işine son verildiği, Merakin bu durumu maktule ilettiği, maktulün de sinirlenerek sanık Faruk’a telefon açıp, “gel gazinoya gideceğiz” dediği, Faruk ve Mustafa’nın yanlarında sanık Doğan olduğu halde maktulle buluştukları, maktulün Suphi ve Bilal’e küfrettiği, sanık Doğan’ın yanlarında işçi olarak çalıştığı sanık Abdi’ye bu olayı ilettiği, bunun üzerine Bilal, Abdi ve Doğan’ın maktulün ve diğersanıkların bulunduğu yere gelerek, maktulü hep beraber şehir merkezi dışındaki ıssız ormanlık bir yere götürdükleri, sanık Faruk’un soruşturma aşamasında verdiği 24/02/2005 tarihli ifadesindeki anlatımları ile sanık Doğan’ın 25/09/2006 tarihli oturumda mahkemeye verdiği ve içeriğini kabul ettiği dilekçe içeriği arasındaki uyum, 13/01/2005 tarihli otopsi raporunda maktulün cesedinin muhtelif yerlerinde çok sayıda darp ve cebir izleri bulunduğunun belirtilmesi, sanık Suphi ve Bilal ile maktul arasında kadın meselesinden dolayı husumet bulunması, sanık Doğan’ın Abdi ve Bilal’in işçisi olduğu halde olay yerinde bulunan bu sanıkların sanık Doğan’a hiçbir şekilde engel olmadıkları dikkate alındığında, sanıkların en lehine kabul ve yorumla suça yardım eden sıfatıyla katıldıkları anlaşıldığı halde, sanıkların cezalandırılmaları yerine yazılı şekilde beraatlerine karar verilmesi

l.CD. 16.3.2009, 9710/1319

Olaydan önce, mağdur Erdal’ın, sanık Mevlüt ‘ün oğlu olan tanık Yusuf’tan otuza yakın
güvercin satın aldığı, birlikte zaman zaman güvercin uçurdukları, olaydan iki gün önce mağdur Erdal’ın evde olmadığı bir zamanda güvercinlerinin çalındığı, mağdurun, Yusuf’tan şüphelendiği, olay günü yanında tanıklar Orhan ve Esat olduğu halde Yusuf un yaşadığı köye giderek kahveden çağırdığı Yusuf u arabaya alarak köy dışına götürüp kuşlarını çalıp çalmadığını sorduğu, Yusuf un iddiaları kabul etmediği, mağdur ve yanındakilerin Yusuf u dövdükleri, getirip köyüne bıraktıkları, aynı gün akşam, mağdur Erdal’ın, yanına diğer sanıklar Şeref, Eyüp ve tanık Mehmet’i alarak, Yusuf’un köyüne gelerek, mezarlığın yanında buluştukları, Yusuf la konuşmaya başladıkları, burada mağdurungüvercinlerinin iadesini istediği, uluorta bağırarak küfürlü konuştuğu, olay yerine yakın alanda top oynayan aynı köyden tanık gençlerin, küfürlü konuşmadan rahatsız olduğu, mağdura ve yanındakilere tepki gösterdikleri, arabanın arkasında oturan sanık Eyüp’ün, av tüfeği ile havaya ve top oynayan tanık gençlerin üzerine doğru ateş ettiği, tanık gençlerin mağdurun arabasını taşladığı, mağdur ve yanındakilerin araba ile kaçmak isterken sanık Mevlüt ‘ün, mahallinde yapılan kesifte saptandığı üzere, mağdur Erdal’ı hedef alarak sekiz buçuk metre mesafeden, saklandığı ağaçların arkasından tüfekle en az iki defa olmak üzere birden fazla ateş ettiği, arabayı süren mağdurun saçma taneleri isabeti neticesinde sol kaşı üzerinden, frontalden, sol mandibuladan, sol oksipitalden, burnundan ve gözünden yaralandığı, sağ gözündeki yaralanmanın uzuv kaybı niteliğinde olduğu, mağdurun kullandığı araba üzerinde, şoför mahallinde yoğunlaşacak şekilde çok sayıda saçma izi meydana geldiği olayda ;
a) Atış sayısı, atış mesafesi, isabet yerleri, mağdurun arabayı hızla olay yerinden uzaklaştırması neticesinde sanığın eylemini tamamlayamaması gözetildiğinde açığa çıkan kastın öldürmeye yönelik olduğu, sanığın kasten insan öldürmeye teşebbüs suçundan cezalandırılması gerektiği düşünülmeden yazılı şekilde kasten yaralama suçundan hüküm kurulması,
b) Mağdurun, sanığın oğlu Yusuf u hırsızlıkla itham edip, olay günü arabasına alıp köy dışına
çıkartarak yanındaki tanıklarla dövmesi, aynı gün akşam kalabalık bir grupla tekrar köye gelerek uluorta bağırıp küfür etmesi nazara alındığında, hak ve nesafet kuralları gereğince haksız tahrik uygulamasında makul bir oranda indirim yapılması gerekirken yazılı şekilde asgari düzeyde indirim yapılması, 

1.CD. 16.7.2009, 5422/4807

Sanık Muammer ve Sedat’ın aralarında alacak-borç ilişkisi nedeniyle husumet bulunan
mağdurun evinin önüne gittikleri, bir süre sonra mağdurun evine doğru geldiğini görünce sanıklardan Muammer’in tabanca ile etkili mesafeden altı-yedi el ateş ederek mağduru beş isabetle pubis, sağ kruris, sağ diz, sol uyluk bölgelerinden vurarak, bir testisin alınmasına, bu nedenle organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına neden olacak şekilde yaraladığı, mağdurun giriş katta bulunan evinin balkonuna atlamak suretiyle daha fazla isabet almaktan kendini kurtardığı olayda, atış sayısı, hedef alınan vücut bölgeleri, kullanılan aletin özelliği, yaraların niteliği ve engel durumun varlığı hususları dikkate alındığında, sanıkların fiiliyle ortaya çıkan kasıtlarının öldürmeye yönelik olduğu, bu nedenle öldürmeye teşebbüs suçundan cezalandırılmaları yerine yazılı şekilde suç vasfının yaralama olarak kabul edilmesi suretiyle eksik ceza tayini

1.CD. 9.12.2009, 2481/7560

Dosya kapsamına göre; sanığın, av tüfeğiyle maktule Emine’ye 2 el ateş ederek öldürdükten
sonra, maktulenin yanındaki kucağında 2000 doğumlu küçük kızı mağdure Kübra bulunan mağdure Meliha’yı öldürmek amacıyla yakın mesafeden hayati bölgelerini hedef alarak av tüfeğiyle ateş ettiği anlaşılmakla; sanığın, Meliha’nın kucağında mağdure Kübra olduğunu gördüğü ve ateş ettiğinde Kübra’nın da hayati bölgelerinden yaralanması muhakkak olduğu halde, ateş ederek mağdure Kübra’yı sağ omuz anterior, aksiler bölge, kol ve ön kol bölgesinden, hemopnömotoraksa, humerus, ulna ve radius kırıklarına neden olacak, hayati tehlikeye maruz kılıp, 45 gün iş ve gücünden kalacak şekilde yaraladığı, mağdure Meliha’yı da sol üst meme, sol koltuk altı aksilla anterior, aksilla orta hat ve sol kol medialden, hayati tehlikeye maruz kılıp 15 gün iş ve gücünden kalacak şekilde yaraladığı olayda; sanığın mağdure Kübra’ya yönelik kastının da öldürmeye yönelik olduğu eyleme bağlı olarak açığa çıktığı halde,suçun olası kasıtla öldürmeye teşebbüs olarak kabul edilmesi,
Kabule göre de;olası kasıtla işlenen suçlarda, kastı sonuç belirlediği halde,olası kasıtla
yaralama suçu yerine öldürmeye teşebbüsten hüküm kurulması

1.CD.
22.7.2009,5296/4992

Oluşa ve delillere göre; sanık Murat’ın babasıyla birlikte tarlada çalıştığı sırada buradan
geçmek isteyen mağdur Hüseyin ve eşi Kezban’la aralarında tartışma çıktığı, mağdurların sanığın babası Halil’i basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralamaları üzerine, sanığın elindeki baltanın künt tarafıyla mağdur Hüseyin’in kafasına ve göğsüne doğru vurarak kafada sağ temporal kemikte çökme kırığına ve epidural hematoma, göğüs solda pnömotoraksa neden olup ayrı ayrı hayati tehlike geçirmesine ve toplam 45 gün iş ve gücüne engel olacak nitelikte yaralanmasına neden olduğu, tanık Aytekin ve babasının “vurma” diye bağırmaları üzerine sanığın eylemine devam etmediği olayda; Hedef alınan vücut bölgesi, eylemde kullanılan silahın etkinliği, tanıkların uyan üzerine eylemini sonlandırması ve meydana gelen yaraların niteliği dikkate alındığında sanığın kastının öldürmeye yönelik olduğu ve bu nedenle mağdur Hüseyin’i öldürmeye teşebbüs suçundan cezalandırılması yerine yazılı şekilde suç vasfının yaralama olarak kabulü

1.CD.
13.07.2009,1719/4591

Mağdurun, düğün yerinde bekleyen sanığa “ne dikiliyorsun” diyerek sataşması ve vurması
ile başlayan tartışmada, Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Dairesinin dosya içinde bulunan raporuna göre sanığın, sağ hemitoraksta tanımlanan ve ayrı ayrı göğüs boşluğuna geçerek interkostal arter lezyonlanna ve hemopnomotoraksa neden olan, her biri hayati tehlike oluşturup, 25 gün alışılmış uğraştan yoksun kılan üç bıçak darbesi ile mağduru yaraladığı olayda, eylemin öldürmeye teşebbüs suçunu oluşturduğu gözetilmeden, kasten yaralama suçundan mahkûmiyet karan verilmesi

1.CD. 18.11.2009,520/7072

Sanık Zühtü’nün bıçakla mağdur Gökhan’ı batma nafiz, mide ve pankreas harabiyetine
neden olacak şekilde yaralaması sonrası, mağduru hastaneye götürmek için, kendi arabasına
bindirdiği, ancak telaş nedeniyle stop ettirmesi nedeniyle çalıştıramaması üzerine olay yerinde bulunan tanık Kadir’in sanığa ait aracı çalıştırarak mağduru hastaneye götürdüğü ve geri dönerek sanığa arabasını teslim ettiği olayda; Sanık Zühtü’nün eylemini tamamlamasına rağmen, kendi çabası ile neticenin gerçekleşmesini önlemeye çalışması ve ölüm sonucunun meydana gelmemesi karşısında; Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre, sanık icra hareketlerini tamamlayıp neticenin meydana gelmesini engellediğinden eyleminin öldürmeye teşebbüs olarak nitelendirilmesi gerekmekle beraber, 5237 sayılı TCK.nun 36. maddesinde düzenlenen gönüllü vazgeçme hükmü göz önünde tutularak yaralama suçundan hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde öldürmeye teşebbüs suçundan karar verilmesi,

 l.CD. 19.02.2007, 2006/85-2007/527

Aralarındaki kira anlaşmazlığı nedeniyle çıkan tartışma sonrası sanığın yere düşürdüğü mağdura ele geçmeyen bıçağı, ikisi göğüs bölgesine birisi de bacağına olmak üzere 3 kez ika ettiği, komşu olan tanıklarca aralanarak daha fazla vurmasının engellendiği, acilen hastaneye kaldırılan mağdurun yaralarından göğüse nafiz olanlardan bir tanesinin kalp sol ventrikülde harabiyet meydana getirdiği, başarılı bir ameliyatla hayata döndürüldüğü ve sonucunda hayati tehlike geçirip ve 45 gün iş ve gücüne engel olacak şekilde yaralandığı olayda; hedef seçilen vücut nahiyesi, tevcihin bilinçli yapılması, meydana gelen harabiyet ve mani hal nedeniyle eylemine devam edememesi hususları nazara alındığında sanığın kastının öldürmeye yönelik olduğu ve bu nedenle adam öldürmeye teşebbüs suçundan cezalandırılması gerekirken yazılı şekilde suç vasfında hataya düşülerek yaralama olarak kabulü

adana avukat – adana ceza avukatı – adana boşanma avukatı – adana idare hukuku avukatı
Detaylı bilgi için tıklayınız!